Hükümeti beğenme ama devlete tap!

İnsanlar hükümetin kötü yanlarını görebilirler. Fakat çoğu; bunu göremeyenlerden farksız biçimde bunun devletin şekli, yapısı, işeyişi yüzünden olduğunu anlayamazlar.


Bir hükümetin yanlış veya çirkin politikalarının sorumlusu buna izin veren devlet yapısıdır. Devlet sadece bugünkü hükümet değil, dünden bugüne tüm hükümetlerin yarattığı ve yönettiği bir canavar haline gelmişse ve bugün siz devlete tapıyor, kendinizden üstün tutuyor, hükümete rağmen devlet zarar görmesin diye hükümete müdahele edilmesini istemiyor ya da hükümetin boyunduruğunu kabulleniyorsanız, geçmişten günümüze kadar yaratılmış ve yönetilmiş devlet bir canavara dönüşüyor ve yönetilen bir yapıyken canlanarak yöneten bir organizma halini alıyor. Buna sebep olan şey de kimse kendisine karışamadığı için kendisini devletle bütünleştiren hükümet ve ona yakın kitlelerin "ben devletim" sanrısı oluyor. İşte bu yönetilemeyen ve dahi yönetmeye kalkışan organizmanın adı 'derin devlet' oluyor. Buna dileyenler 'pararlel yapı' ya da 'arkasında Amerika var' da diyebiliyorlar.

Akabinde hükümet "yahu durun biraz fazla şey yaptık herhalde" diyebilecek mantık çerçevesine erişebilse bile o saatten sonra 'yönetilen' halini aldığı için ya 'yöneten'in baskısıyla eriyip kayboluyor (Bkz: ANAP) ya da bu gücün karşısında ancak daha da acımasızlaşarak durabileceğini farkedip diktatoryaya evriliyor.

Bu arada 'kendi kendini' yönettiğini zanneden halk yavaş yavaş üçe bölünüyor. Devletin gücüne inananlar, hükümetin gücüne inananlar ve halkın gücüne inananlar. Bu toplum içerisinde zaten hiçbir zaman kendini buraya ait görmemiş olanlar varsa dördüncü çatala çıkıyorlar. Biz onlara terörist diyoruz ve zaten söz hakkı olmadıklarına inanıyoruz.

Kalan üç çatalın en aptal olanı devletin gücüne inananlar. Çünkü devletin yönetilebilirlikten çıktığını göremeyen kesim bu. Genelde en cahil olanlar bu kesimden çıkıyor. On binlerce yıllık medeniyet tarihinin tam bu noktasında, 510 milyon kilometrekarelik kara parçasının tam burasında tesadüfen doğduğunu hiç düşünmeyen bu kitle, binlerce yıl önce buraya gelen atalarının sahiplendiği toprakların bir tanrı tarafından kendilerine bahşedildiğini, kutlu bir millet olmasalardı toprak savaşlarının kazanılamayacağını düşünüyorlar.

Hükümetin gücüne inananlar bunlar kadar aptal değiller. Fakat genelde çıkarcılar. Bu da yeterince aptal olmalarını sağlıyor. Bu kitlenin üyeleri eğer hükümeti oluşturanlardan biri değilse ancak ve ancak onlardan fayda sağlayan ya da fayda sağlayabilme hayali kuran biri olabilir. Kısa vadede halkın geri kalanına oranla daha iyi şartlara mazhar olmak isteyen bu kişi yarını düşünmeden yaşıyor. Düşünse bile "bugün bunun için yaptığımı yarın da onun için yaparım" diyerek kendini garanti altına alıyor. Ama bunu yaptıkça şartların kötüleştiğini, yarın kendisine çıkacak faturanın bugünkinden daha ağır olacağını düşünemiyor.

Gelelim halkın gücüne inanan aptallara. Bu kişiler genelde 'okumuş' tabir edilen topluluktan çıkıyor. Diyeceksiniz ki "haydaa, buna niye aptal dedin şimdi?" Bu kişilerin aptal olmalarının sebebi aşırı hayalci ve kalıplardan çıkamamış olmalarıdır. Kimi halkların kendi kendilerini yönettiğinde neler olduğu apaçık gözlerinin önünde olmasına rağmen halen bunun gerekliliğini savunurlar. Ancak kendilerinin anlayabilecekleri argümanlarla bunu çatalın diğer iki ucuna anlatmaya çalışırlar. Anlatamadıklarını anladıkça yavaş yavaş bunalıp kendi aralarında konuşmaya başlarlar ve kendi kendilerini onaylayıp mutlu olurlar. Bu onlar için bir süre sonra bir yaşam tarzı halini alır. Her şeyin yavaş yavaş olduğunu kestiremezler. Yavaş yavaş hayat tarzı halini almış bu yapılanmanın bir gün başarılı olmalarına, başarılı olsalar bile kalıcı olmalarına engel olacağını göremezler. Azınlık olduklarının bilincinde değillerdir. Bunu bilseler bile kendilerini daha kalabalık olan taraftan daha güçlü, daha yılmaz zannederler. Gariptir ki aynı zamanda demokrasiden en çok bahseden de bu kitledir. Dünyanın farklı yerlerinde, farklı halklarında refah getiren uygulamaların kimi halklar tarafından kabul edilmesi güç, hatta kültür sebebiyle imkansız olduğunun bilincinde değillerdir. Bütün bunların sebebi büyük oranda başka toplumların kültürlerini öğrendikçe kültürlendiklerini zannetmeleridir. Kültürün her toplumda varolduğunu ve medeniyetlerin buna göre şekillendiğini, medeniyetin medenilik olmadığını anlayamamışlardır. Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür.

"İyi de herkes mi aptal?"

Evet.

Arz ederim.