Şortlu kız ve onun götünün derdine düşen gencin hazin hikayesi

Sevgili Mert Tünay'ın "hayvan bakkal amcasının önünden geçen kızın götüne hunharca bakması" konulu hikayesini paylaş paylaş bitiremediniz. Şimdi hepinizi kınıyor ve size hazırladığım laflara geçiyorum.


Bu ülkenin yeni nesil insanlarının ne kadar "poser" olduklarının bir kanıtı olan bu yazıyı hepiniz okudunuz, beğendiniz, paylaştınız ve fakat büyük kısmınız bu bayıldığınız hikayede neyin ters gittiğini anlamadınız. Belki de hayatımızdaki bütün sorunlarımızı çözecek bu detayı aramaktansa Mert Tünay'ı bu sosyal problemi hicvettiği için kutladınız.

Mert Tünay'ı, yaptığı müziği, yazdığı sözleri, bir takım konulardaki duruşlarını pek beğenirim. Bu sebeple Mert Tünay'a karşı önyargılı olduğumu falan zannetmeyin sakın.

Bu bahsettiğim tersliğe basamak basamak ulaşacağım şimdi anlatacaklarımla.

Mert Tünay yazısının bir bölümünde "seninle o an konuşamadık, işim vardı" diye hitap ediyor amcaya. İşte her şeyin başladığı yer burası. Belki bilinçsizce yazdı bu satırı, belki de tam olarak benim çıkardığım anlam vardı altında. Ben ikincisini tercih ederim. Zira Mert Tünay'ın bu ironiyi kurgulayabilecek bir zekaya sahip olduğunu düşünmek istiyorum.

Buradaki alt mesaj anlatıcının amcaya yanaşamadığını anlatıyor. Diyor ki; "amca ben gelip sana ne bakıyon kızın götüne derdim ama sen benim ağzımı burnumu kırarsın, biliyorum..."

Eyvallah, belki Mert Tünay altta kalmaz, o romantik filmlerdeki esas oğlan gibi amcaya gereken dayağı atar ve kızımızın namusunu amcanın gözlerinden fışkıran tacizci vektörlerden kurtarır. Fakat bunu yapmaya cesareti ve gücü yetmeyecek yüzbinlerce genç vardır bu ülkede. Çünkü bu gençler genelde dayak yemenin nasıl bir şey olduğunu bile bilmeyen, Gezi Parkı'nda "taş atmayın, şiddete şiddetle karşılık vermeyin" diye bağıran naif gençlerdir. İşte hikayedeki tersliğin başlangıcı burasıdır.

Peki hiç düşündünüz mü, bakkalın önünde oturan amca neden onu uyaranı demir kepenk açma çubuğuyla dövmeye kalkışır? Cevabı açıktır. Çünkü amca hiçbir zaman sizin yaşadıklarınızı yaşamamış, sizin gördüklerinizi görmemiştir. Hiç sizin gibi sevişmemiş, hiç iki memenin arasında uyuyakalmak nedir bilmemiştir. Sizin gibi aşık olmamış, sizin gibi flört etmemiş, sizin gibi duygusal ayrılıklar yaşamamış, sizin gibi içinden geldiği yerde içinden geldiği gibi öpüşememiştir.

Amcanın gençliğini bu yoklukla geçirmiş ve bugünkü "yuvarlanıp giden adam" olmasının sebebi de bir zamanlar onu böyle olması için zorlayan, yontan, körelten ahlak yapısı ve onun savunucularıydı. O vakitler her ne kadar sert ve ağdasız bir dile sahip olsa da tıpkı bugün sizin amcaya böyle eleştirel, böyle küçümser gözlerle, "cık cık cık" yaparak baktığınız gibi bir zamanlar böyle yargılayan ve ayıplayan ahlak savunucuları vardı. O zamanlar amca da henüz amca olmadığı için açıkça onu ayıplayabiliyor ve yönlendirebiliyorlardı.

Neticede ağaç yaşken eğildi, amca da amca oldu. Amcanın belki bir kızı var, belki bir de oğlu var. Amca oğluna her türlü fırsatı tanıyor, "zamanı geldiğinde" cebinden çıkarıp oğlunun avucuna gerekli yerlere gitmesi için 200 lirayı sıkıştırıyor mesela. Fakat kızının sevgilisi olduğunu duysa dünyaları yıkar. İşte amcayı amca olmadan önce 'cık cık'layan ahlak yapısı işleri bu hale getirdi.

Amca her ne kadar azınlık gibi görünse de senden benden fazla. Dozajı değişken olmakla birlikte çok amca var. Fakat amcalar ne kadar çoksa onların bizim yaptıklarımızı gören ve isteyen çoluk çocukları da o kadar fazlalar. Bu nasıl bir kaos yaratıyor farkında mısınız? İşte kızların o mini mini şortları giymesinin sebebi de bu kaos.

Sevgili Mert Tünay, bu şortların sıcaktan giyildiğini belirtmiş. O şortun modası, dört nala koşarak Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memlekete henüz 20-30 yıl evvel falan geldi. Ki sokakta yaygın kullanımı yine de 2000'den sonra başladı. Üstelik bu moda bize ne çükünde koniyle dolaşan Afrikalı kabilelerden, ne taşağına kilo bağlayan Çinlilerden geldi. Bu devran, Amerikan rüzgarlarının Avrupa topraklarını yalayıp getirdiği "özgür gençlik" nidalarıyla döndü. Fakat o bakkalın önünde oturan amcanın kafası karışık güzel kızı, o güne dek gördüğü baskıdan dolayı bu modanın felsefesinden bir bok anlamadan "onlar yapıyor, orası Evropa" diye giymeye başladı bu şortu. Dolayısıyla o şortun hakikaten teşhir olduğunun farkında bile değildi. Tıpkı teşhirin kötü bir şey olmadığının farkında olmadığınız gibi.

Üstelik o sıcakta pardesüyle dolaşan türbanlı bacılarına hiç sordun mu, sıcakta onun içinde nasıl duruyorsunuz diye? Durulabiliyor demek ki?

O şortu giyen kız teşhircidir. Kimse yarım akıllı ak sakallılar gibi kıza "teşhirci kaltak" dediğimi zannetmesin. İnsan zaten teşhirci olmalıdır. Teşhir içgüdüseldir. Ama o kız bunu bilmediği için "amca götüme baktı" diye ağlıyor. Göte bakılsın diye yaratılmış bir esvabı giyip amacını yadırgıyor.

Siz iki yüzlü "new age" ahlakçılar ise kızın yaptığı yanlışla beraber sırtını sıvazlıyor, tamamen samimi ve içgüdüsel bir hareketi gerçekleştirmiş amcalara kaş çatıyorsunuz.

Bunun içinse "bugün göte bakan yarın taciz, öbür gün tecavüz eder" savını kullanıyorsunuz. Haksız mısınız? Kesinlikle haklısınız. Her gün o amcanın baktığını bilerek önünden götünün yanaklarını açıkta bırakan mini şortla geçersen amcanın şehveti kabarır. Benim kabarmaz. Çünkü ben 17 yaşımdan beri zaten o götleri tokatlıyorum.

Amcanın bugüne dek tokatladığı nedir tahmin edersiniz herhalde.

Bu şartlar dünyanın her yerinde geçerlidir. Dünyanın her yerinde amcalar genç kızların götlerine bakarlar. Fakat dünyanın Ortadoğu'dan başka hiçbir yerinde gençliğini yaşamak suç değildir. Bu yüzden herkes birbirine gönül rahatlığıyla bakabilir ve akıllarından ona zorla sahip olmak geçmez. Yani o göte nereye gidersen git bakarlar. Biliyorum ki bunda itiraz edeceğiniz şey: "kadını metalaştırmak"

Kadını metalaştırmak diye bir şey yoktur dostlarım. İnsanı metalaştırmak vardır. Kadın erkek farketmez, bir şeyin çekiciliğini arttırmak için onu metalaştırmak gerekir. Çünkü metalaştırılan şey pürüzsüzleştirilir. Yontulmuş, cilalanmış bir taşın estetiğini kazanır. Mert Tünay'ın kendisi de bir metadır. Zira Mert Tünay eşsiz kişiliğinin yanında bir de ticari bir öğedir. Bu yüzden albümünün kapağındaki fotoğrafında bu kadar yakışıklı görünüyor. Gördüğünüz gibi insanın metalaşması o kadar da kötü bir şey değil. Kişileri tanımadan da sevebilmeyi sağlıyor sadece.

Eğer hikayedeki kızımızın giydiği şeyin amacını bilmemesinden kaynaklanan tersliği çözümleyebildiysek şimdi neler olacağını söyleyeyim biraz da size.

Bekleyeceğiz.

Amcayı mı değiştireceksin bu saatten sonra? Amcaya nasihat ediyor yahu, komediye bak. Amca tabii ki değişmeyecek. O yaşken eğilmiş ve artık sizin temelsiz yönlendirmelerinizi kabullenecek bir açıklıkta değil algısı. Ama kalkıp da yeni gelen nesli "aman oğlum kızların götüne bakma" diye eğitirseniz olacak tek şey götün şehvet nesnesi olmaktan çıkması olacaktır. Farketmez zira şehvet nesnesi olacak bir şey illa bulunacaktır. O yüzden çocuklarınızı gözlerini kapatarak yetiştirmek yerine neyin neden olduğunu öğreterek olgunlaşmasını bekleyin. Ben bunun olacağı zamanı bekliyor olacağım.



Bu yazıyı da Mert Tünay'ın yazısı kadar okuyup paylaşır mısınız bilmiyorum ama burada dursun.

Hadi kendinize iyi davranın, kimseye de iki gözünü kullandı diye tatava yapmayın annem...