Sen yapma ulan ayı

Arada böyle işin hafif derinine inen yayınlarda çıkan araştırma yazıları veyahut röportajlar olur. Bilmem Kim'in klibi (Lil' Kim işte mesela slkfgjs) nasıl çekildi, kamera arkasında neler oldu, yönetmen nasıl biriymiş falan...

Şimdi mesela elin gevuru klip çekiyor. Dansçılar var, koreografi hazırlanmış falan. Çekmişler dans sahnelerini gayet güzel. Sonra yönetmen diyor ki "bir de herkes kendi kafasına göre hareketler yapsın." Sonra meğersem bizim klipte izlediklerimiz o herkesin başına buyruk yaptığı hareketlermiş, meğersem montajda bakmışlar onlar planlı programlı koreografiden daha güzel olmuş da onları kullanmışlar. Yani plansızlığın yarattığı bıdı bıdı bilmem ney. Hep döner bu geyik. Yani dans üzerinden misal veriyorum ama sadece o değil. En son Gangnam Style ile ilgili böyle bir dedikodu duymuştum ben mesela. Bilmem kaç tane yönetmene çektirmiş de sonra hepsini amatör bir çocuğa birleştirtmiş. Yalan demiyorum, bilemem. Belki doğrudur da çok abartılıyor. Çünkü bunlar gevurun "yahu bir de böyle deneyelim, parayla değil ya" diyip denediği şeyler. Ama biz garbın kölemen hayranları olduğumuzdan (bkz: Britanya'nın köpeğiyim...) sanki en başından olayı böyle planlamış gibi adamı dahi olarak görüyoruz. Sonra bu dahiyane fikirleri kopyalamaya çalışıyoruz. Çünkü yaşasa köpeği olacağımız bir diğer mühim şahsiyet Steve Jobs, bize "iyi artist kopyalar" diyor. Hele hele, onu da aslında Pablo emmi söylüyor ama çoğumuz böyle biliyoruz...

Sen yapma, olmaz o. Biz zaten hayatımızın her aşamasında plansız programsız, başına buyruk, düşünmeden hareketler yaptığımız için milletçe, bizde yemiyor o. Daha doğrusu toplu hareket ederken bireysel plan yapma uzvumuz var bizim. Plansız programsız bir kalabalığın içinde herkesin kendi kaçış planı var. Deprem yönetmeliği bile böyle lan! Böyle olmasının sebebi de 'her koyunun' kendi bacağından asılması. O yüzden gevur "birlikten kuvvet doğar" diyebiliyorken biz "nerede çokluk orada bokluk" diyoruz. Çünkü bu topluluğun parçasıyken bireysel planlama gelişkinliğimiz sayesinde planlanmamış hiçbir şeyimizin doğal olmasına da imkan yok.

Onun için yönetmenlere tavsiyemdir; ya batılı olun ya doğulu. İkisinin ortası sıçıyor.