Diferansiyel Evren

m kütle parçasının hareketi için F kuvveti x(t) parçasının t anındaki fonksiyonu olan x(t) eşitliğin her iki tarafında diferansiyel denklen uygulanarak F(x(t)) elde edilir.

Şimdi mesela böyle Marvel'ın üçbinbeşyüzküsur tane evreni var ya, her hikayenin başka bir tanesinde geçizlediği; İşte ona benzer bir mantıkla kendi evrenimizi yaratmak her bir birey için en güzel yaşam tarzı olabilir.

O yukarıdaki denkleme bakmayın boşuna. O ciddi bir şey anlatacağım bir sahnede arkamda duran kara tahtaya yazılmış rastgele bilimsel birkaç şekilden ibaret. Bu arada kendisi Newton'un ivme yasası olmakta.

Evrenimize dönelim.

Başta bunu komünite şeklinde düşündüm ama illa su koyveren olacaktır, o yüzden 7 milyar ayrı evren daha iyi.

Bunu bir çeşit sanal gerçeklik gibi görebilirsiniz. Mesela Second Life'ın gerçeği gibi. Matrix gibi ama değil. Çünkü burada gerçek yaşam versus kendi evrenin gibi bir karşılaşma ya da dönüş yok. gerçeklik, tamamen kendi yarattığınız evrenden ibaret. Yani kendi tanrınız kendiniz sayılırsınız.

Misal kendi evreninizde fizik kuralları farklı olabilir. Gravity'yi azaltabilirsiniz, kadın kıskançlığını silebilirsiniz... Ya da kendi evreninizde seksin sıradan bir aktivite kadar doğal ve sosyal bir umumi paylaşım olmasını sağlayabilirsiniz.

Tabii bir evreni sıfırdan yaratmak çok uzun ve zahmetli (biz ona direkt imkansız diyelim) olabilir. Çünkü olabilecek her türlü ihtimali ve değişkeni umursamak, düşünmek gerekecektir. Bunun yerine varolan evreni kopyalayıp sadece istediğiniz noktaları değiştirmek daha kolay olacaktır. Mesela kopyaladığınız yeni evreninizde ["yeni evren (1).unv"] matematikten önermeleri kaldırabilirsiniz. Ama bunu yaptığınızda dünyada bilgisayarların hiç üretilmemiş olmasını sağlayacağınızı da hesaba katmanız gerekiyor. Fakat mesela matematikten önermeleri kaldırdım zannedip sadece keşfedilmemiş olmasını da sağlayabilirsiniz. Bu sayede bilgisayarlar nereden geldiği belli olmayan tanrı yapısı bir takım organik objeler olarak kabul edilecektir ve önermelerin keşfine kadar nasıl çalıştıkları anlaşılamayacaktır.

Esas çok derinlerde bir yerlerde hiç farkında olmadığımız, hiç bilmediğimiz, hiç bahsedilmemiş komponentlerden birini oradan çekip çıkardığımızda ne olur onu merak ediyorum. Hani mesela sistem dosyalarından birini sildiğinde işletim sistemini (burada "destroy" kelimesini kullanmak istedim ama şimdi çıkıp birileri "destroy etmek dedüü bööğ" demesin diye Türkçe karşılık aradım, yine de "yıkım" kelimesi bir "destroy" kadar etkili değil dilde) yıkarsın ya, acaba bunu bilmeden evrene uygulasaydık ne olurdu?

Bir de şöyle bir tehlike var; Yarattığınız evrenin dışındayken sıkıntı yok da o evrene dahilken o evreni yok ederseniz size ne olur? Bu durumda kendi kendini yok etmiş bir tanrı olur muyuz? Yok olmazsak galaksinin herhangi bir yerinde tek başımıza mı kalırız? Düşün bak, böyle uzayda kendi başına dönen bir sen. Yörüngesi de yok. Fakat hiçbir şeyin olmadığı boşluğun doğası gereği çırılçıplak boşlukta kaldığımız anda nefes alamayıp ölmemiz gerekir. Bu durumda yine yok olmuş oluruz.

O halde bir evreni yok etmeden ya da yıkmadan önce nispeten hatasız çalışan başka bir evrene geçiş yapmak gerek. Madem öyle her yaratılan evrenin bir de yedeği olması gerek. Bu da yaklaşık 14 milyar farklı evren demek.

Yine de herkesin kendi yarattığı evrenden sadece kendisinin haberdar olacağından emin olamıyoruz. Yani tanrılık bir yönetim panelinin şifresi gibi bir başkasına aktarılamaz ama bu durumdan bahsedilebilir. Burada dünyaya inip insanların arasına karışmış bir tanrıdan bahsediyoruz. Aksi takdirde evreni yaratmış olmanın bir anlamı yok, ona sadece uzaktak bakacaksam neden uğraşayım? Bu hiç eğlenceli olmazdı...

Dolayısıyla 7 milyar insanın kendi yaratacağı evrende yaşatacağı 7'şer milyar insandan söz ediyoruz. Çünkü kendi evrenine sahip birinin bir başkasına ait evrende yaşamasının da anlamı yok sayılır. Bu sefer de bir kısır döngüye doğru ilerliyoruz. Yani 7'şer milyar insanın her birinin 7'şer milyarlık bir evrene sahip olan 7'şer milyar insanının 14'er milyar evreni. Oğvv! Burası çok karıştı...

Devam edecek...