Salak olan sen değilsin kızım...

Salak olan pek de sen değilsin kızım. Salak olan hiçbir zaman giymeye cesaret edemeyeceğin giysileri giyen kadınların fotoğraflarını sevmen.

Salak olan kızım, hiçbir zaman mutlu edemeyeceğin erkekleri sevmen. Kendini hiçbir zaman olamayacağın kadınlarla mukayese etmen.

Salak olan sen değilsin kızım; salak olan sana öğretilenler, senden beklenenler, sorumluluk olarak sen doğmadan omuzlarına yüklenenler.

Salak olan sen değilsin, salak olan filmler. Salak olan şarkılar, kitaplar, gazeteler, dergiler.

Salak değilsin kızım. Ama beklentilerin salakça. Salakça satın aldıkların salak. İnançların, değerlerin, kanunların, yargıların salak.

Bir bütün olarak salak değilsin sen kızım, bütününün her bir parçası salak.

Yap-boz değil salak olan, yap-boz'un birbirine uyan ama her biri başka bir fotoğrafa ait olan parçaları.

Salak olan varolman değil, bir kültür mozaiki olman kızım. O kadar çok renk koymuşlar ki üzerine, alacadan çok bok rengine benziyor uzaktan bakınca.

O kadar salak görünüyor, o kadar salak davranıyor, o kadar salak düşünüyor, o kadar salak konuşuyorsun ki; o kadar salak olman mümkün değil be kızım.

Salak olan sen değilsin ki kızım; salak olan "ben nereden senin kızın oluyorum be?!" deyişin.

Salak olduğun için sana kızmıyorum. Seni salak edenlere belki...