Üresin Olayları'nın tarihteki yeri ve önemi...

Merhaba kızlar.

Son birkaç gündür gündemi meşgul eden Sibel Üresin ile ilgili birkaç laf etmek de bana düşer diye düşünüp yazmaya koyuldum bu satırları.


Sibel Üresin, yanlış hatırlamıyorsam daha evvel de medyada konuşup dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Ki enstrümanı o kadar kritik bir konu ki, bir de bunu inançlarla bağdaştırınca devenin taşıyabileceği maksimum ağırlıkla imtihanı gibi oluyor medyada gördüklerimiz.

Sibel Üresin'i ilk tanıdığımızda söylediklerini hatırlayan var mı? Şimdi onun kimliğinden, yaptığı işten, toplumda bağlı bulunduğu kesimden bağımsız olarak söylediklerini yargılayalım. “Zaten çokeşlilik var. Erkeklerin yüzde 85’i aldatıyor. Bu muhafazakâr kesimde ‘imam nikâhlı eş’, diğer kesimde ‘metres’ adını alıyor...”

Yalan de buna?

Dur! Sen hala bağımsız değerlendirebilmiş değilsin. "Ama eeööğ..." gibi sesler eşliğin ağzını, çeneni yamulttuğunu görüyorum ben buradan. Bunu ben bir haber yapıp sana yardımcı olayım.

Avustralyalı bilim adamlarının yaptıkları araştırmalar Erkeklerin yüzde 85'inin eşlerini veya sevgililerini aldattığını ortaya çıkardı. 3 yıl süren ve 1000 denek üzerinde uygulanan deneylerde muhafazakar kesimden erkekler, ilişkilerini 'Aborjin nikahı' şeklinde tanımlarken diğer kesim ise 'metres' olarak niteliyor. ● Massayi Donatello/SYDNEY

Ee muhtar neğaptın?

Neyse, laf salatasını geçelim de...

Sibel Üresin'in bu sözleri hiç de gerçek olamayacak kadar inanılmaz değil. Fakat eksik. Zira aynı oranlarda kadınların da icraatleri var. Gelgelelim Sibel Üresin'in içinde bulunduğu cemiyette "karın seni aldatıyor koçum" denilirse kan çıkacağı için bundan pek bahsedilmiyordur.

Üresin'in açıklamalarından adım adım devam edelim.

“Zengin, kariyerli, parası olan ve cinsel gücü fazla olan erkek çokeşliliği seçebiliyor. Hiçbir kadın fakir bir adamın ikinci karısı olmaz. Erkek, daha cilveli, daha çok gülen, cinsel anlamda kendisini mutlu eden kadına koşuyor. Erkek olsam, çokeşli olurdum."

Evet, erkekler kendilerini mutlu edebilen kadınlara koşuyorlar bu bir gerçek. Ama olay burada ziyadesiyle evlilik üzerinden anlatılıyor. Bir kadının parası olmayan erkekle beraber olmayacağı söyleniyor. Eh, Üresin'in yetiştiği ve yaşadığı ortam, kesim içerisinde maneviyatın değeri olmayabilir. Sadece erkeklerin çokeşli olabileceği fikri de bu mantaliteden gelmekte. Fakat gerçek tabii ki böyle bir şey değil. Bu bir sevgi olayı Ercan...

Tabii şöyle bir şey de var; Benim bu sözleri kopyaladığım medya*, bu haberin başlığını "Çokeşilik yasal olsun" şeklinde atıyor. Oysa bu sözün edilme amacına bakarsak yine hemcinslerini koruma amacı görüyoruz.


“Erkek, bir başkasıyla imam nikâhı yapacağı zaman karısından izin almak zorunda değil. 4’üncü kadına kadar imam nikâhıyla evlenebilir. Ancak 2., 3. ve 4. eşler suiistimal ediliyor. ‘Boş ol’ dendiği zaman kadın ortada kalıyor. Bu nedenle çokeşlilik yasalaşmalı. Yasanın çıkması demek, erkeğin malvarlığına ortak gelmesi demek. Çokeşlilik dinimizde var. Herkes yapamaz ama yapana ‘Niye yaptın?’ diyemezsiniz, şirke girer. Kuran’da var.”
  
Kuran'da varmış müdür. Daha tartışmam sizle... Heheh...

Şaka bir yana, hani şu nüfus kayıtlarına göre yüzde 99'umuzun inandığı dinin kutsal kitabında bunun olmadığını iddia edebilecek bir müslüman varsa buyursun gelsin. Burda durum karışıklaşıyor işte. Kuran'la, dinle, diyanetle, ideolojiyle, siyasi görüşle poligami konusunu paketleyip beraber sunmaya kalkarsanız size zaten gülerim. Zira bilimsel bir konu üzerinde dogmalarla konuşuyorsunuz demektir.


Sibel Üresin'in birden bu denli ünlü olmasının sebebi ise anladığım kadarıyla Berna Laçin imiş. Birlikte katıldıkları bir televizyon programında Laçin'in bu fikirler karşısında delirmesi imiş. Sonra bu insanlar sanatçı titriyle çıkıp düşünce özgürlüğünden, fikirlere saygı gösterilmesinden falan bahsediyorlar değil mi? Bir de olaya feminist tavırlarla yaklaşanlar var ki kendi söylediklerini bir başkası söylese yine kabul etmezler. Misal bir Rahşan Gülşan, bir Başak Sayan, bu açıklamaların hemen ardından çıkıp "Himmet Ağbeey, bize de 4 tene erkeg alacaağz diğel miieee?" şeklinde tepkiler gösterdiler. "E hadi alın" desek balkabağı gibi duracaklar halbuki.


Bazı kadınlar cidden dangalak. Sibel Üresin bir yerde bu kadılar için turnusol oldu. Niye mi?


Şimdi bu ablamız davranış bilimleri uzmanı. Davranış Bilimleri ve Uygarlık Tarihi gibi dersleri görmüş biri olarak ablamızın dinle ve toplumun ahlaki yapısıyla bağdaştırmadığı düşüncelerine hak verebilirim. Tabii kendisi ayrıca evlilik danışmanı. Ve Türk toplumunda evli kadınlar arasında her dönem, her nesil geçerli bir geyik olarak "yatakta cilveli olmak" tavsiyesi epey yaygındır. Kimsenin buna itirazı olamaz. Bu ablamız da yine bir gün medyaya "kocanızı elinizde tutmak için yatakta cilveli olun" gibi bir demeç veriyor. Buna karşılık olarak Tuğçe Tatari, gazetedeki köşesinden "neyiz biz fahişe mi?" şeklinde tepki gösteriyor. Daha da ilginci kadınlar Tatari'ye destek çıkıyor. Biz tek gecelik ilişkilerimizde yatakta odun gibi duran insanlara çatmamak için dua ederken, modern dediğimiz kadınlar birdenbire kocalarına cilve yapmaktan imtina eder, bunu fahişelik olarak algılar oluverdi. İşte size dangalak bir toplumun dangalak kadınları. Sibel Üresin'e "muhafazakar" olduğu için tepki gösteren kadınların neyi, kimi "fahişe" olarak algıladığının kanıtı. Cumhuriyetimizin 89'uncu yılı kutlu olsun!


Daha devam edeyim mi? Bir de şuna bakın:




Sol görüşlü, düşünce özgürlüğünü savunan İşçi Partisi'nin kadın kolları, Sibel Üresin tarafından yapılmış tamamen kişisel bir fikir beyanı ve öneri hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Hem de anayasaya dayandırılarak.

Ne yazıyor bu maddelerde?

Madde 10: Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Ee? Ablanın eşitliği bozar nitelikte davranışı var mı? Fikir belirtiyor. Senin fikir belirtmeye hakkın olduğu kadar sahip olduğu hakkı kullanıyor. Gayet eşit bir durum.
Madde 41: Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.
Abla bu maddeye de aykırı bir şey yapmıyor, üstelik diğer eşlerin de devlet güvencesi altına girmesini savunuyor. Hatırlayalım:  "2., 3. ve 4. eşler suiistimal ediliyor. ‘Boş ol’ dendiği zaman kadın ortada kalıyor. Bu nedenle çokeşlilik yasalaşmalı. Yasanın çıkması demek, erkeğin malvarlığına ortak gelmesi demek."

Heey hey. Sen anayasayı okuyacaksın da, anlayacaksın da, yorumlayacaksın da... Bu memleketteki inançlar, ideolojiler, mantıklar hakkında söylenecek söz, yapılabilecek yorum kalmış mı?


Bak hele bak, sanatçıya gel şimdi;




Fotoğrafa dikkat ettin mi? Yine aynı "o zaman gadın da 4 tene irkeg alsın!" kafası. Üstelik bu kez bunu yapan bir erkek. Hani şu feministlere destek çıkan samimiyetsiz erkeklerden bahsediyoruz ya...


Hayır o da değil, Sibel Üresin devlet mi, konsey mi, kurul mu, kurum mu, kuruluş mu, tüzel kişi mi? Neyi protesto ediyorsun? Kadının kişisel görüşünü mü? Çok ilginçsiniz be...


Sonra bu hanımefendi unutuldu gitti. Ta ki bu haftaya kadar. Ne oldu? Kendisi mi pörtledi? Yoo. Helin denen Avşar kişisi gidip bu arkadaşla röportaj yaptı. Ne düşünmüş olabilir? Hangi amaçla röportaj yapmış olabilir? İnsanların çoktan unutmuş olduğu söylemleri ve kişileri medya acaba hangi amaçla didikleyip didikleyip kokusunu etrafa yaymaya çalışıyor olabilir?

Tabii Helin Avşar'ın yaptığı bu röportaj taa Şubat ayında yayımlandı. Şubat ayında Üresin'den bahseden var mıydı? Hatırlamıyorum ben.


Sonra ne oldu? Medyayı takip eden medya "yahu bu bi röportajla olmaz, bunu iyice didikleyelim" diyip Üresin'i televizyona çıkardı.


Şubat ayında şu başlığı atan aynı medya;


...halktan istediği tepkiyi alamayınca şöyle manşet attı;


 
Font bile aynı bak, utanın.


Sosyal medya ise tam bir cehennem. "Godoş"lar, "pezevenk"ler havada uçuşuyor. "Evladım niçin insanların fikirlerine saygı göstermiyorsun" dediğinizde "Çünkü çok salakça tımammıa! Hiçkimse çokeşliliği şeyapmaz tımammıaa! Ben bi kere kıskanırıaaam!" şeklinde gerzek gerzek konuşuyorlar. Hadi yalnız Üresin'e olsa neyse, bu saygısızlık bir bütün olarak çokeşliliğe ve çokeşlilere yapılıyor. Kendi dillerinde bunun saygı gösterilecek bir düşünce olmadığını ve saygı göstermeyeceklerinin altını çiziyorlar. Saygı göstermeyen ama saygı bekleyen bir toplum...


Diyeceksin ki bu hanım hiç mi saçmalamıyor, "hırsızın hiç mi suçu yok?"


Var tabii. İlk olarak çok eşliliği dini inanç üzerinden yorumlaması, olaya sadece bir erkeğin 4 kadın alması olarak yaklaşması, bütün bunları "Kuran'da yazıyor" diye desteklemesi oldukça komik. Daha spesifik saçmalamalar istersen okeşlilik, toplumdaki çarpık ilişkileri ve kızların evde kalma sorunlarının ortadan kalkması noktasında da ciddi rol oynayacaktır” şeklindeki söylemine "ne alaka?" demek işten değil. Ayrıca çokeşliliğin ne olduğunu bile bilmeyen, saçma sapan, çarpık ilişkiler yaşayan ve bunu normal karşılayan bir toplum içerisinde kalkıp medya üzerinden kocasıyla arasındaki diyaloğu arkadaşına anlatır gibi anlatması da çok saçma. Eminim bunu yaparken ne kadar tepki alacağının farkındaydı ve yaptığının ne kadar saçma bir şey olduğunun da bilincindeydi.


"Dayak ve aldatma bana göre boşanma sebebi değil. Türkiye’deki kadınların yüzde 80’i dilinden dayak yiyor." (Buna söylenecek söz zaten yok.)

"Gayrı meşru ilişkilerden doğan o kadar çok anne ve babası belli olmayan çocuk var ki ortada, bunun bence daha ahlaki bir zemin üzerine oturtulması lazım" (Yine "ne alaka"lık bir demeç.)

 "40 yaşlarında psikolojisi bozulmuş bir sürü genç kız, 10 günlük ilişki sonrası terk edilen kadınlar var." (40 yaşlarında genç kız??? Oha.)

"2 dakikalık keyif için kadınlar kendilerini erkeğe teslim etmesin." (Sana ne?)

Daha bir sürü...

Çokeşliliğin yasalaşması birden kafanı çevirip o yöne bakınca saçma, evet. Fakat medeni kanunun amacı kadını ve evlatları korumakken bu tavsiyenin insanları rahatsız etme sebebi tam olarak insanların resmi nikaha yüklediği manevi olgular. Mal paylaşımı, nafaka ve velayet konularına sınırlar çizmek için verilen aile cüzdanını 40 gece yastığının altında saklayan yeni evli kızcağız, onun annesi, babası bunun farkında değil. Bir kızın ya da erkeğin sevgilisiyle birlikte yaşamasına ölümüne karşı çıkan aileler, televizyon dizisindeki karakterleri kurul kararıyla evlendiren devlet kolları, çiftin parmağında yüzük görmeyince yadırgayan "baskıcı mahalleler" ne sevginin ne demek olduğunu biliyor ne de yetişen nesillerin öğrenmesine izin veriyor.

Ben buna aptallık dediğimde saygısız oluyorum. Ama onlar bana godoş derlerse haklı oluyorlar.

Ne kadar aptallaştırıldıkları ortada değil mi?