Poligaminin başladığı yer

Çoğu adamın ilkokuldaki sümüklü kız arkadaşlarından bir ya da birkaçıyla (ahah yok artık!) el ele tutuştuğundan bile şüpheliyim. Gel gör ki bunda ayıplanacak bir şey yok. Her insan çük kadarken evindeki rahat ortamından alınıp 30 tane hiç tanımadığı gıcık piçin arasına konulduğunda özgüven problemi yaşar diye düşünüyorum.
Hele ki o 10 yıl sonra boru sesli bir tiyneyç olduğunda, dünyanın kendi etrafında döndüğünü zanneden embesil kızlardan birinin peşinde pervane olup "öşkım eşküm bütanöm sövgülüm" diye koşacak olan gerizekalı bir kesim tarafından "Çükkan Amgül'ü seeeviiiyoo!" şeklindeki toplumdan aşılanmış sapıkça dalga geçişleri de bunun üzerine eklenirse diye korkusundan kızlara yakınlaşamayan evlatlarımız epey fazladır bu coğrafyada.

 İşte bende bu ahlaki tiksinti, topluma karşı nefret, herkes tarafından normal olarak değerlendirilen bu sapıkça davranışları gördüğümde başladı. Takdir edersiniz ki bir insanın başka bir insanı sevmesi normal ve mantıklı insanlar tarafından dalga geçilecek bir durum olmamalıydı. Bunun farkındaydım. Orta 1'de rehber öğretmen oturma planı yaparken kendisinden açık ve net biçimde güzel vakit geçirdiğimiz bir kızla bizi yanyana oturtmasını rica etmem karşısında "ğooOOOĞğv..." şeklinde sıfır zeka içeren bir ünlemle yankılanan sınıf benim bulunmam gereken yer değildi.

Dün gece muhabbet arasında bu anlattığım zamanlara doğru uzandık. Sohbete katıldığında çok tezcanlı ve heyheyli olan annem yine yerinde duramadı. İlkokuldayken bana yazılmış bir mektubu çıkardı sakladığı yerden. Annem, benim hafızamdan çoktan silinmiş bazı şeyleri saklayıp olmadık zamanda çıkarmak konusunda master degree'dir. Tabii bunu bilmeyen arkadaşlar mektubu görünce şaşırgan otu oldular. Bense böyle bir mektubun varlığına şaşırdım. Çünkü okuduğumda böyle bir şeyin elime geçtiğini hatırlamıyordum hiç. Olay size biraz "6 yaşımdayım, viskim ve puromla oturuyorum" tadında Author çakması bir hikaye gibi gelebilir. Fakat yok öyle bir şey. Gayet sümüklü piç kurusunun tekiyim o vakitler. Şöyle falan olmam lazım işte;



Zaten her şey belgeli. Aşağıda o ilkokul defterinden özensizce koparılmış çizgili kağıtaki belgeyi göreceksiniz;


Seni çok özledik. Senin aşkından tutuşuyorum. Aşkından ölüyorum. Bilmiyor musun. Niyçin beni öpmüyorsun.

Fakat bana daha garip gelen böyle bir mektubu almam değil mektubun bana iki kişi tarafından yollanmış olmasıydı. 




Dikkatli baktığımda kağıdın arka tarafında önce kurşun kalemle yazılmış sonra da sanki okunsun diye pek özen göstermeden silinmiş şekilde "Selin ile Filiz" yazıyordu. Zaten ön taraftaki çizimlerde de ben, Selin ve Filiz yer almakta. Filiz'i az çok hatırlıyorum. Saf bir kızdı. Bazen ikimiz de en arkaya otururduk. Derste bu safı ayağa kaldırıp kukusunu ellerdim. Bu da çekilir mekilir ama utanmazdı. O utanmayınca benim de hoşuma giderdi, yine yapardım. Selin'i ise bir türlü hatırlayamadım. Kağıttaki çizime göre kısa saçlı bir hatun olan Selin mektubun hangi kısımlarını yazmış tahmin etmek zor değil. Çoğul olan kısımlarda Selin'in parmağı olduğu belli. Arka taraftaki kalbin içinde yazan "Selin ile Filiz" de onun işi. Nereden anladın derseniz, Filiz mektubun sonundaki "bunu Filiz yazdı" notuyla ne kadar sahiplenmeci olduğunun resmen altını çiziyor. Belli ki Selin daha paylaşımcı bir insan.

Neticede bu, iki kadının kafa kafaya verip bana yazdıkları bir mektup oluyor. İşte size birbirini kabullenebilmiş iki kadının hoşlandıkları erkeğe yaklaşımı. Yani işte size poligaminin başladığı yer. Çocukları sevmeyebilirim tamam. Ama bu onların toplumun sapkın ahlak düzeninden henüz nasibini almamış, saf duygularla yüklü ve yüzde 70 içgüdüleriyle hareket eden canlılar oldukları gerçeğini değiştirmez. En saf ve çocukça duygular içinde sevdiğini onu seven başka birinden sakınmama durumu işte o kağıttaki. Üç kişilik bir ilişkinin olabilirliğini hiç öyle bir şeye tanık olmamışken içgüdüsel olarak kabullenme hali. Daha incelesek, irdelesek öyle şeyler çıkar ki...

Bu benim elime hakikaten geçti mi, yoksa işgüzar bir veli ya da o zamanları hatırladığım kadarıyla bütün kadınlıklarını müdüre sergileyip kocasının yanına büyük ihtimalle pijamayla yatan okul aile birliği kevaşelerinden biri vasıtasıyla direkt anneme mi gitti bilmiyorum. Çünkü kızları öptüğümü de hatırlamıyorum. Ne öpücem elalemin sümüklü kızını ya? Nezle midir, grip midir, ne bok olduğu belli değil...