Serbest piyasada vajinanın onsunda 1200 kritik seviyesi...

Kadınların erkeklerle ilgili serzenişlerinin bitmeyeceğini hepimiz biliyoruz değil mi? İyi...

Bazı şeylerin nedenlerinden bahsetmek istiyorum. Aslında böyle nedenler ve sonuçlar üzerine yazılar yazarken hep tedirgin oluyorum. Sanki birisi çıkıp "biz bunu zaten biliyoz yarraağm!" diyecekmiş gibi bir korku oluyor içimde. Neyse... Geri kalan satırlarımda kadınların çok dertli olduğu konulardan aslında bizi en çok ilgilendiren ama galiba adamların pek farkında olamadığı bir olayı irdeleyeceğim.


Birçok kadın, erkeklerin seksten sonra bir çırpıda değişmesine, başka bir insan olmasına takmış durumda. Aslında haklılar değil mi? Erkekler bunu okuduklarında belki bir saniyeliğine kendilerini sorgulayıp "evet lan ne hayvanız" demiş olabilirler. Olmayabilirler de. Bunu demeyecek olanlar genel olarak olayın farkına varabilmiş arkadaşlar. Belirli bir açıdan bakınca bu konuda kadınlara hak vermemek elde değil.

Tabii resmin bütününe bakınca işler her zaman olduğu gibi değişiyor...

Seksten sonra erkeklerin bir anda değişmesinin sebebi, kadınların bütün insanların sahip olduğu bir şeyi sadece kendine has gibi görüp onu yüceltmelerinden ve manasızca korumaya çalışmalarından ileri geliyor. Kadınların vajinalarını adeta bir 100 karatlık elmas zannettikleri gerçeği burada konuya dahil oluyor. İşte bunun sebebi de o hep küfrettiğim toplumun ahlakı var ya, ondan.

Bekaret ve vajina. Bilmesem bunların birbirinden bağımsız hareket edebilecek iki organizma olduğunu düşünebilirdim. Çünkü birbiriyle iç içe olan iki kavramın bu kadar ayrı ayrı kavramsallaşmaları gerçekten insanı yanlış düşüncelere itebilir.

Kadınlarda yaygın olarak ilk cinsel deneyimlerini aşık oldukları biriyle yaşama emeli yatmakta. Bu "göster ama elletme" temelli telkinlerin bir sonucu gibi adeta. Çünkü halen görücü usulüyle evlenen insanlar varken bu "sevdiğim kişiyle beraber olurum" duruşu çok değil 20 yıl öncesine kadar yaygın bir şekilde "Allah'ın emri ve peygamberin kavli" olgularına dayanırılıyordu. Ee? Demek ki o zamanlar kadınlar ilk cinsel deneyimlerini pek de öyle aşık oldukları ekeklerle yaşabilmekte değillermiş. Ağzımdan her "özgür seksüel aktivite" nidası çıktığında "ahlak, mezhep, ar, namus" diye götünü yırtan delikanlıların bahsettiği bu kavramlar da gittikçe değişiyor demek ki. Yani her halükârda su yolunu buluyor. Toplum çok yavaş da olsa akıllanmaya başlamış demek.

Öyleyse biraz daha akıllanmaları için sevgili kadınlara olayı açıklayayım;

Elbette insanlara sahip olduğun bir şeyin o kadar değerli olduğunu düşündürdüğünde onu isteyen ve hevesini alıp onun gayet sıradan bir şey olduğunu anlayınca da siklemeyecek olan çok fazla kişi olacaktır.

Bu kez açımızı biraz değiştirip bakalım. Erkekler burada mağdur sanıklara benziyorlar. Hem bir açıdan saf gibi kadınların bu "benim amım mücevher gibi değerlidir" fasaryasına kanıyolar hem de yıllardır kadınların bu şekilde düşünmesine yol açacak şekilde hareketlerini düzeltmedikleri için suçlu konuma düşüyolar.

Şimdi bunu okuyan kadınlar; Lütfen bir düşünün. Siz erkek olsanız seksüel açıdan çok arzuladığınız bir kadına "seninle sadece sevişmek istiyorum, ciddi bir ilişki istemiyorum" der misiniz? Bunu söylediğinizde o kadının sizinle sevişeceğinden emin olabilir misiniz? Yoksa emin olamayacağınız için susmayı ve istediğinizi elde etmenin tek yoluna koyulmayı mı tercih edersiniz?

Veya delicesine arzulayabildiğiniz bir kadının sizin bu teklifinizi kabul etmemesine kafayı çok takar mıydınız? Size bir sırrımı vereyim, ben takmıyorum. Ne istediğimi en başından kadınlara belli etmenin en iyisi olduğunu düşünüyorum. Ve öyle de yapıyorum. Açıkçası ne kadar arzularsam arzulayayım, daha sonra o kadının benimle sevişip sevişmeyecek olması çok da sikimde olmuyor. Ama bu kesinlikle "lan başkasını da siksem aynı şey" gibi bir düşünceden ötürü değil. Kadınların anlayacağı dilden örneklemek gerekirse bu, çok beğendiğiniz bir yüksek ökçe rugan ayakkabının 38 numarası olmadığı için başka bir model almak zorunda olmanız gibi. O çok istediğiniz ayakkabıyı alıp, çalışma masanıza koyup izleyerek, dokunarak belki bir açıdan tatmin olabilirsiniz. Ama giymeye çalıştığınızda canınızı acıtacaktır...

Peki kadınların seksüel güdülerine bu denli mana ve değer yüklemelerinin sebebi nedir? Sanırım başka bir coğrafyadan olsaydım hafif "Çiki Çiki Teorisi" tadında gelirdi bu sebep.

Çok fazla Freudvari olacak fakat sanırım her şey erkeklerin homofobikliği sebebiyle böyle oldu. Yani çok hayvani ve doğal bir açıdan inceleyecek olursak; Bir erkeğin, birlikte olacağı kadının kendisiyle yaşayacağı şeyin ilk deneyimi olmasını şart koşmasının sebebi kesinlikle o kadına dokunacak diğer erkeklerden irrite olmasıdır. Bunun altında yatana verilebilecek en basit ve çocukça örnek "aynı bardaktan içince öpüşmüş mü oluyoruz?" düşüncesidir. Bu homofobiklik toplumun gelişimine ve evrimine bağlı olarak zaman geçtikçe daha gerilere düşmüş, elde kalan ise kimin nereden çıkarttığı meçhul bir "namuslu kız" portresi oluvermiş.

Kadınlar ise erkeğin klandaki egemenliği sebebiyle bu şarta boyun eğmek durumunda kalmışlar. Neticede mümkünatı olsa amını yerinden söküp çeyiz sandığında saklayacak, evlendiğinde de gümüş tepsilerde ona sunacak salak kızlar peydah olmuş. Diyeceksiniz ki "erkek bu denli baskı yaparken kadın neden salak oluyor?" Kadınlar çok uzun zaman önceki erkeğe boyun eğmeyen, tutarlı ve zeki yapılarını hatırlayamadıkları için salaktırlar. Bu tip bir baskıya karşı bahsettiğim dönemde kadınlar zekice bir kontratak düzenleyecekken kadınların gittikçe erkeklerin karşısında fikren ve zikren pasifleşmesi içler acısı bir durum. Ve bu çöküş nesillerinin ardından kendini tekrar toparlayıp kafasını yeniden kullanabilmeye, kendisini içimizde hissettirmeye başlayan kadınların halen içgüdülerinin ve üstü örtülmüş zekasının farkına varamamış olması kim ne derse desin, tarafımdan salaklık olarak adlandırılmaktan kurtulamayacaktır.

Ha son söz mü? Toplum! Topsun oğlum...