Rüyanın etkisindeyken çıktın mı evden...

O rüyadır ki gördüğün en net, en hatırlanabilir olanı. Kimi bu berraklık içinde en güzel görüntüleri ihtiva eder. Kimi öznesi olduğun, utanırsın uyandığında.

Bazen öyle korkunçtur ki kalbin ata ata atarsın çarşafı üzerinden. Bazısı öyle hoştur bir yandan ama öyle zülfiyare dokunur ki uyandığında telkin edersin kendini. "Rüyaydı" dersin. "Gerçek değil, kanma kendine, kendi hükm-u mecr'ine."

Nedense bu rüyalar umumiyetle sabahın yırtık karanlığında görülür. Tam uyanmadan evvel. Kim bilir belki cism-u canın çalar saati bunlar. Ne tuhaftır, tatil vakti görülmez de. İnsanı hep evden çıkacağı gün yakalar ve vurur beyninden. Hele ki biraz geç kalkacaksan, şöyle saat dokuz buçuk-on gibi; Vay efendim sarar niteliğinin nice bendini.

Ya iş, ya güç veyahut gezmeye çıkacakken tam düşünmeye başlarsın rüyanı, rüyanda gördüğün o seni yakan güneş yüzlü nisânı veyahut seni dizlerinin üzerine çöktüren hin mi hin şer'ri hüsrânı.

Vakit gelir, elbet çıkaramazsın kafandan lâkin çıkarsın kapıdan. Kimseye anlatamazsın rüyanı, seni doğru bilsinler diye. Fakat tadı kalmaz ne o gündüzün, ne de yapacağın işin gücün...