Eskimiş ahlakınızı çöpe atın yepyeni mantık hayatınızı doldursun!

Şimdi böyle ilişkiler, ahlaki değerler, genel toplum yargıları üzerine falan hafiften ahkam kesmeye başladığımdan beri destekleyenlerin yanı sıra çoğu eş-dost benim çok rahat olduğumu, hangi toplumda yaşadığımı unutmamam gerektiğini, herkesin benim gibi yetişmediğini ve benim kadar rahat olamayacağını falan söyler durur oldu. Daha fikirlerim kafamda şekillenmeye başladığı andan itibaren zaten bu gibi tepkileri alacağımı tahmin edebildiğim ve hazırlıklı olduğumu pek düşünmediklerinden onları asla anlayamayacağımı iddia edenler de var. Bu yanlışa kimsenin düşmesini istemem. Fikirlerimi insanlara sunarken bu fikirleri neden şu an kabullenemeyeceklerini de belirtiyorum ki bu hazırlıklı olduğuma en büyük kanıt. Hatta bazen o kadar fazlasına hazırlıklı oluyorum ki tepki beklediğimden farklı-düşük olduğunda mantığın yol katetmiş olmasından dolayı mutlu oluyorum.

Bahsettiğim konsept içinde devam eden fikirlerde belirttiğim yetişme-yetiştirilme tarzından kaynaklı kabullenilmiş değerlere aykırılığın alışmadıkça kabul edilemeyeceği teorimle karşıt fikrini savunmaya çalışan birinin aklından belki de benim silahımı bana karşı kullanmak geçmiyordur ama neticede benim tarafımdan böyle görünüyor. Sanki Avrupa'da doğup büyümüşüm gibi anlamsızca savrulan bir tepki. Eğer öyle olsaydı anlamazdım evet. O zaman bu konuda haklı olabilirlerdi. Çünkü onların görüp öğrendiklerine karşı kendiminkileri savunuyor olurdum. Ama burdayım. Burda doğdum, büyüdüm. Bu kültürün en kıllı taraflarına hakimim. Ama bana mantıklı gelmiyor. Bu yüzden karşıtlık sunanları çok iyi anlayabiliyorum.

Bu hangi toplumda yaşadığının farkında olmak konusuna gelelim. Yaşadığım topluma göre çok da marjinal olduğumu düşünmüyorum. Zaten marjinalleşme çabalarım uzun süre evvel lisenin bitmesiyle sona erdi. Şimdi benim fikirlerim, oluşturduğum mantıklar, öne sürdüğüm ahlaki gelişim teorilerine bakılması gereken açıdan bakmadığınız zaman çok ütopik görülebilir. Fakat ben zaten başta bu toplumsal ahlaki yapının mükemmel bir şey gibi gösterilmeye çalışılıp içindeki çarpıklıkların "shit happens" felsefesiyle örtbas edilmeye çalışmasını zaten her konunun başında az çok dile getirmeye çalışırım. Bahsettiğim şeyler ise zaten tamamen bilinen ahlak konseptini kaale almayan, onu yok sayan ve "ahlak" denilen kimin koyduğu belli olmayan, çoğu manasız, mantıksız ve uymayanın dışlandığı kurallar silsilesi yerine toplumsal değil, bireysel, her bireyin kendini ilgilendiren mantık yapılarıdır. Ahlak diye dayatılan ne idüğü belirsiz mantıksız kuralları kaale almayan bir düşünce yapısına "ahlak var, edep var" şeklinde karşı koymaya çalışmak ne kadar mantıklıdır, takdir size kalmış.

Benim idealimdeki distopya zaten kimsenin namus yargılarına bulaşmadığı bir toplum profili çiziyor. Bu yüzden "ben mükemmelim, marjinalim, bakın her istediğimi yapıyorum, siz eziksiniz" gibi bir mesaj barındırmıyorum asla. Elimden geldiği kadar insanlara mantıklı olanı sunmaya çalışıyorum. E, toplum bunu görür, değişirse ne ala. Değişmezse sikime kadar. Herkesin mantıklı olduğu bir dünya için kıçımı yırtacak değilim. Kaldı ki sadece yazıyorum. Fikrimi söylüyorum. Beğenen beğendiği fikrimi alır, beğenmediğiniz fikrim bana kalır. Zaten herkes kendi hayatını şekillendirecek kudrete sahiptir. Önemli olan ondan zevk alması.