Ben bir matematik dahisi miyim?

Bu gece bu sorunun cevabını arıyorum. Size biraz eğitim-öğretim yıllarımda yaptıklarımdan kısaca bahsedeyim. İlkokuldan beri matematiği sevmem. Matematik gerektiren bütün aktivitelerden kaçınırım. İlkokulu çarpım tablosunu bile ezberlemeden bitirdim. Ortaokula geçtiğimde matematik notlarım hep 1 (yazıyla bir) idi. LGS'ye (Liselere Giriş Sınavı) yazıldığımda hazırlanmak adına hiçbir şey yapmadım. Bir sayfa açıp çalıştıysam üç gün sıçamayayım. Fakat bu hazırlanmamayı sorumsuzluk, tembellik vb. durumlara bağlamaktansa sayısal bir okul kazanmak istemememe ve sözel kısımda da kendime biraz güvenmeme bağlamayı tercih ederdim. Sınava girdiğimde sözel bölümü bitirip sabahın köründe yarım kalmış uykumu biraz tamamlayabilmek adına kafamı sıraya koyduğumda ise gözetmenle yaşadığım tartışmadan pek bahsetmek istemiyorum. Belli bir süre sonra sınavın sonucu açıklandığında kazandığım okulun annemin gırgır şamata olsun diye yazdığı, o sene tatile gidilen Balıkesir'deki bir okulu kazandığımı öğrenmek biraz şok edici olsa da bir süre sonra "madem kazandım gideyim" dedim ve gittim. Okula kaydımı yaptırdıktan sonra yaşadığım bir şok ise okuyacağım bölümün sayısal bir bölüm olduğunu söylemeleriydi. Bu okulun ilerleyen zamanlarında piçliklerimizden dolayı 6-7 kez değişen matematik öğretmenleri ise her matematik dersinde uyumamı gerekçe gösterek beni sınıfta bırakacaklarını söyleseler de liseyi de hiç sınıfta kalmadan geçtim. Nasıl yaptığımı inanın ben de bilmiyorum. Ve beklenen son, ÖSS. LGS'de olduğu gibi bu sınavda da kitap yüzü görmeden girip sadece sözel bölüm soruları çözdüğüm için eğitim sistemi bana yine alakam olmayan saçma okulların saçma sayısal bölümlerini münasip görmüştü. Ben de bir süre okumaya ara vermeye karar verdim. Ertesi sene ise tekrar aynı methodla sınava girerek ilk tercihime AÖF halkla ilişkiler yazdım. Neticede ilk ve son kez ilk tercihime giriş yapmış olmam, ben kaçtıkça matematiğin beni kovalamasından duyduğum hicabı biraz olsun dindirmişti.

Matematikten bu denli nefret etmemin hikayesi ise yine çok eskiye dayanmakta. İlkokuldayken bir matematik dersinde, basit bir problemin sınıfça çözülmeye çalışılması sırasında (şu an problemi hatırlamıyorum) kendi çözümümü öğretmene gösterdiğimde kendisinin bana "sonuç doğru ama işlemin yanlış" demesi beni yıllarca düşündürdü durdu. Ulan pezevenk, işlem yanlış ne demek? Sonucu doğru bulmuşsam işlemim de doğrudur. Demek ki klişelere bağlı kalmayı sevmiyorum. Belki bir denklem keşfettim, matematikte çığır açtım? Bu sorular o günden beri kafamda ne zaman matematik konusu açılsa dolanır dururdu. Ta ki bu geceye kadar.

Takriben 20 dakika evvel sevgili dostum Gülşah Geyik'in çözmeye çalışıp beceremediği bir soruyu (zannediyorum geçmiş senelere ait bir KPSS sorusu) bana sordu;

"Halil ile Osman birlikte bir işi 8 günde bitirebilmektedir. Birlikte işe başladıktan bir süre sonra Osman hastalanıp işe 3 gün ara vermiş, Osman'ın işe gelmediği günlerde Halil çalışmaya tek başına devam etmiş ve işi tamamen bitirmiştir. Bu durumda işin bitmesi 2 gün geciktiğine göre, Halil bu işin tamamını tek başına kaç günde bitirir?"

Matematikten zerre anlamayan ve ziyadesiyle tiksinen bir adam olarak, "Osman kimdir, Halil kimdir, bu ikisi kanka mıdır, Osman hastalandığında Halil çalışmaya beş dakka ara verip iş arkadaşını arayıp geçmiş olsun demiş midir, dememişse neden böyle ayıp etmiştir, yoksa Halil'in tek derdi patronun gözüne girip Osman'ın payını da almak istemesi midir?" gibi esprilere hiç bulaşmadan "kolay" cevabını yapıştırmakta bir beis görmedim. Sonuçta Gülşah aileden biri gibidir ve saçmalasam da rezil olma korkum kendisiyle konuşurken pek olmaz.

"Kolay" cevabı ve akabinde "8 günde birlikte bitiriyorlar, 3 gün izinli olduğunda iş 2 gün uzuyor yani izinli olduğu zamanın üçte ikisinde, bu durumda 8'in üçte ikisini alırız" şeklindeki mantığımla birlikte;

8.3/2=12
1/12+1/x=1/8

şeklindeki denklemi kurmuş bulunduk. Garip olan şu ki, genelde etrafa kötü kokular yayan organımdan uydurduğum bu mantıkla doğru cevap olan 24'ü bulmuş olduk.

Daha sonra birkaç kişiye bu soruyu sorduk, çözümü gösterdik ve her seferinde "öyle denklem olmaz, ne alakası var?" cevapları yüzümüze savruldu. Tabii matematikten zerre anlamadığımı bilen Gülşah'ın durduk yere bunu bile bile bana böyle bir soru sorması ve akabinde tasdik edilmeyen bir yöntemle sonuca ulaşabilmiş olmamız Gülşah'ın gece gece benimle taşak geçmesinden kıllandırmıyor değil ama yine de sormak istiyorum;

Ben bir matematik dahisi miyim?